Lütfen Anasayfa için Tıklayınız >>>
ANASAYFA SSS ÇEVRE KÜTÜPHANESİ BASIN ODASI BASIN ODASI KVKK İLETİŞİM Lütfen TEMA Facebook Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen TEMA Twitter Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen TEMA Youtube Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen Sayfası için Tıklayınız >>> ENGLISH
Anasayfa Duyurular
Basın Açıklamaları
Bizden Haberler
İşbirliklerimiz
Takvim
Lütfen TEMA Twitter Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen TEMA Facebook Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen TEMA Youtube Sayfası için Tıklayınız >>>
"Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" hakkında TEMA Vakfı Görüşü
Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

10.04.2018

"Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" hakkında TEMA Vakfı Görüşü

TEMA Vakfı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’ndan geçen ve birçok kanunda değişiklik yapılmasını öngören "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" hakkında görüşlerimizi paylaşmak isteriz.

TEMA Vakfı olarak, kanun tasarısının 12. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 18. maddesinde yapılan değişiklikler ile kanun tasarısının 18. maddesi ile Orman Kanunu'na eklenecek olan Ek 16. maddesinden özellikle kaygı duymaktayız.[1]

  1. Tasarının 18. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na üç yeni madde eklenmektedir. Bunlar içinde Ek 16. madde orman sınırlarında daraltma yaratacak ve biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyecektir.

"Orman ve Su İşleri Bakanlığınca, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlardan, Orman ve Su İşleri Bakanlığının teklifi üzerine sınırları Bakanlar Kurulunca belirlenen alanlar, Bakanlar Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre Orman Genel Müdürlüğünce orman sınırları dışına çıkartılarak tapuda Hazine adına tescil edilir."

Öncelikle, dünya üzerinde bilim ve fen bakımından “orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen” şeklinde bir hukuki tanıma rastlanmaz. Bu nedenle, tasarının bu içeriği uygulanabilir olmadığını düşünüyoruz. Öte yandan, taşlık, kayalık ya da verimsiz olarak nitelenen boşluklu kapalılığa ait alanlar ise orman içi açıklıklar olarak ifade edilen, biyolojik çeşitliliği artıran ve orman ekosistemlerini zenginleştiren alanlar olarak kabul edilir. Söz konusu madde orman alanlarının daralmasına yol açacak; taşlık, kayalık, verimsiz ya da fiilen orman vasfı taşımadığı belirtilen bu orman için veya bitişiğindeki alanlarda yaşayan alana özgü flora ve faunanın azalmasına, arazi bozulumuna sebep olabilecektir. Yerleşim yerleri ifadesi de hukuki açıdan muğlak bir tanım olduğundan her türlü yerleşimi kapsayacak şekilde çok geniş bir kapsamda ormanların daraltılması riskini gündeme taşır.

Hukuksal olarak bakıldığında ise önerilen yasa maddesinin Anayasa'ya aykırıdır. Anayasa'nın 169. maddesinde devlet ormanlarında yapılacak daraltma, 31.12.1981 tarihinden önce yasadaki orman tanımına göre orman vasfı kaybolmuş alanlar ile orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile sınırlıdır. Ancak yasa tasarısındaki “bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler” hükmü, Anayasa'da belirlenen 2A ve 2B alanı olarak bilinen iki düzeydeki sınırlılığı aşarak, üçüncü bir düzeyde orman alanlarını daraltacak kritik bir düzenlemedir.

Bunun yanı sıra, yine 169. maddede 2B olarak bilinen, fiilen orman vasfını yitirmiş olan alanlar için 31.12.1981 tarihinden önce olması ön koşul olarak belirtilmişken, yasa tasarısı zamansal sınırlama da olmayan yeni bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır.[B]u maddenin yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlar” hükmü bu sebeple de Anayasaya aykırıdır.

  1. Tasarının 12. maddesi ile de 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 18. maddesi yeniden düzenlenerek, orman alanlarında toprak üstünün yanısıra, toprak altı da kullanıma açılmaktadır. Yapılan değişiklikle daha önce yasada yer almayan arkeolojik kazı yapılmasına ve yeraltında depolama tesisleri kurulmasına izin verilmektedir. Kanun tasarısında bu tesislerin açılmasına ilişkin hiçbir kısıtlama konulmamaktadır:

"Arkeolojik kazı ve restorasyon yapılmasına ve bu alanların kullanımına, tarihi eserlerin restorasyonu ve korunması için gerekli tesislere, odun kömürü, terebentin, katran, sakız gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocakların açılmasına ve yeraltında depolama alanı kurulmasına Orman Genel Müdürlüğü'nce bedeli alınarak yirmidokuz yıla kadar izin verilebilir."

"Ormanlar, yasada tanımlandığı şekliyle, yerleriyle birlikte ormandır. Yani ormanın asli unsurlarından biri, ormanı oluşturan ağaç ve ağaççıkların üzerinde bulunduğu, topraktır. Orman topraklarını, orman ekosisteminden ayrı düşünmek mümkün değildir. Orman topraklarında yapılacak her türlü depolama tesisinin orman alanlarına ve ekosistemine zarar vermesi kaçınılmaz olacaktır. Orman topraklarının tek başına sunduğu birçok ekosistem hizmeti bulunmaktadır. Bunlardan biri, su üretim fonksiyonudur. Yine hiçbir sınırlama olmaksızın orman topraklarında her türlü depolamanın önünün açılması, ormanların su üretim hizmetinin zarar görmesine ve olası sızıntılarla sularının kirlenmesine sebep olma riskini getirir. Bunun yanı sıra toprak altı depolama tesisleri ile birlikte bu tesislerin yapılması için yapılacak yol, gerekli görülecek başka tesis ve yapılar da izin kapsamına dahil olabilecektir.

TBMM'de görüşülmeye başlanan yeni kanun tasarısının, Orman Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddelerine yapılan değişiklikler ile ormanlarımıza ve onların sunduğu hizmetlerden yararlanan tüm canlılara ciddi zararlar verme riski taşımaktadır. TEMA Vakfı, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen bir yer olamayacağı görüşündedir. Kanun tasarısı ile getirilen değişikliklerin, orman alanlarının daralmasına yol açması ve mevcut sorunları çözmek yerine, benzer hukuki olmayan yeni yerleşimleri özendiren ve aynı sorunların oluşmasına sebep olacak hükümler içermesinden kaygı duymaktayız. İlgili maddelerin kanun tasarısından çıkarılmasını savunucusu olduğumuz doğa ve gelecek kuşaklar adına talep ediyoruz. Tasarıdaki  Orman Kanunu ile ilgili özellikle iki maddeyi gerekli kılan düzenlemeler yerine, mevcut sorunların çözüme kavuşturulması için ilgili tarafları da çözüme katan yeni bir düzenleme yapılması mümkündür. TEMA Vakfı olarak, bu süreçte her türlü desteğe hazırız.

 

[1] Söz konusu Kanun ile 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 6, 9, 18, 30, 40, 69, 72 ve Ek-5. maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Ayrıca yasaya Ek-15, 16 ve 17 olmak üzere üç yeni madde eklenmekte, 70. ve 73. maddeleri ise yürürlükten kaldırılmaktadır. 7. ve 11. maddeler kadastro komisyonları ve uygulamaları, 30. maddesi, orman ürünlerinin satışı, 69. madde orman yangınlarının söndürülmesi, 72. madde yangın işçileri çalışma saatleri, iptal edilen 70. ve 73. maddeler ise orman yangınlarına görevlendirilen halkın ulaşım şekillerine ilişkin düzenlemeleri kapsamaktadır.

 

 

Lütfen Uluslarası İşbirlikleri için Tıklayınız >>>

Halaskargazi Mah.Halaskargazi Cad.No:22 Kat:5-6-7 
34371 Şişli | İstanbul

Tel: 0 (212) 291 90 90 | Fax: 0 (212) 284 95 93